~ TwiLighTuRK ~
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 New Moon - Yeni Ay Türkçe Çeviri 10.Bölüm(Çayır)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
єηdLєSS Lσωє
єηdLєSS Lσωє


Mesaj Sayısı : 465
Kayıt tarihi : 07/03/10
Yaş : 23

MesajKonu: New Moon - Yeni Ay Türkçe Çeviri 10.Bölüm(Çayır)   Ptsi Mart 08, 2010 9:17 am

10. Çayır
Jacob aramadı.Aradığımda telefonu Billy açtı ve Jacob ın hala yatakta olduğunu söyledi.Meraklanmıştım.Billy nin onu doktora götürüp götürmediğinden emin olmak istiyordum.Billy götürdüğünü söyledi ama nedendir bilmem , ona inamamıştım.Günde birkaç kere arıyordum ama son iki gündür kimse açmıyordu.
Cumartesi günü onu görmeye gitmeye karar verdim ama gittiğimde küçük kırmızı ev boştu.Bu beni korkuttu.Belki de Jacob un durumu çok kötü olduğu için hastaneye kaldırmışlardı.Eve dönerken hastaneye uğradım.ön masadaki hemşire ne Jacob un ne de Billy nin uğramadığını söyledi.
Charlie eve geldiğinde Harry Clearwater aramasını istedim.Jacob un adının geçmesini bekledim,gergindim.Görünen o ki Harry hastaneye gitmiş ve kalbi için bazı testler yaptırmıştı.Charlie nin alnı kırıştı,Harry şakalar yaptı ,Charlie kahkahalarla güldü.Charlie , Jacob u sorduğunda onun konuşmalarından pek bir şey anlamamaya başladım.Sadece hımm ve evetler vardı.Parmaklarımla mutfak tezgahının üzerinde tempo tutmaya başlamıştım ki Charlie bana durmam için işaret verdi.
Sonunda Charlie telefonu kapattı ve bana döndü.
“Harry bana telefon hatlarında bir sorun olduğunu ve o yüzden onlara ulaşamadığını söyledi.Billy Jake i hastahaneye götürmüş , öpücük hastalığına yakalanmış.Çok yorgunmuş ve Billy hiç ziyaretçi istemiyormuş”
“Ziyaretçi istemiyor muymuş ?”diye sordum inanamayarak.
Charlie nin tek kaşı kalktı “Şimdi sakın gitme Bells .Billy oğlu için iyi olanı biliyordur.Yakında iyileşir ve ayağa kalkar sabırlı ol.”
Fazla zorlanmadım.Charlie-Harry i merak etmşti.Onun için önrmli olan buydu ve ben kendi sorunlarımla onu rahatsız etmeyecektim.
Daha sonra yukarıya çıktım ve bilgisayarımı açtım.Tıbbi bir site buldum ve arama kutusuna “öpücük hastalığı” yazdım.
Tek bildiğim bu hastalığın öpüşerek kapıldığıydı ama bunun Jake ile ilgisi yoktu.Semptomları hızlı okudum,ateşi vardı ama ya geri kalanlar ? boğazı şişmemişti,yorgunluğu yoktu,başı ağırmamştı en azından sinemadan çıkarken bu belirtilerden hiç biri yoktu.Kendini iyi hissettiğini soylemişti.
Yazının dediğine göre ilk önce boğazın şişmesi gerekiyormuş.
Bilgisayar ekranına baktım ve neden bunu yaptığımı merak ettim.Neden bu kadar..bu kadar şüpheciydim neden Billy nin hikayesine inanmamıştım ? Neden Billy nin Harry ye yalan soylediğini düşünmüştüm?
Salaklık ediyordum.Sadece endişelenmiştim.ve dürüst olmak gerekirse Jacob u görmem engellendiği için sinirlenmiştim.Yazının geri kalanını okudum.ve daha fazla bilgi var mı diye baktım.Bu hastalığın bir aydan fazla sürdüğünü okuyunca durdum.
Bir ay mı ? ağzım bir karış açık kaldı.
Ama Billy bu kadar uun süre ziyaretçilere engel olamazdı.Jake o kadar uzun süre yatağa çakılı bir vaziyette kimseyle konuşmadan duramazdı.
Billy neden korkuyordu? Yazıda bu hastalığa yakalanmış bir insanın fiziksel aktiviteden kaçınması gerektiği yazıyordu. Ama ziyaretciler hakkında bir şley demiyordu.Hastalık o kadar da bulaşıcı değildi.
Israrcı olmaya başlamadan önce Billy ye bir hafta vermeye karar verdim..Bu yeterli bir süreydi
***
Bir hafta uzun bir süreydi.Çarşamba günü geldiğinde Cumartesi ye kadar dayanabileceğimden pek emin değildim.Billy ve Jacob a bir hafta vermeye karar verdiğimde ,Jacob un Billy nin kurallarını uygulayacağından emin değildim.Okuldan eve her geldiğim de ,telefona koşup mesajları kontrol ediyordum.
Onu üç kere aramayı denedim ama telefonları hala çalışmıyordu.
Evde çok yalnızdım.Jacob olmadan,adrenalinim olmadan ve beni oyalayacak şeyler olmadan çıldıracak gibi oluyordum.Rüyalarım tekrar başlamıştı.Artık sonu gelmeden uyanıyordum.Sadece korkunç bir boşluk vardı,yarısı ormanda ,diğer yarısı da artık beyaz evin olmadığı boş ot denizinde geçiyordu.Bazen Sam Uley ormanda beni izliyor oluyordu.Fakat orda olmasının bir önemi yoktu yalnızlığımı paylaşmıyordu.Her gece çığlık atarak uyanmama engel değildi , hem de her gece.
Göğsümdeki ağrı her geçen gün artıyordu.Kontrol altına alabildiğimi sanıyordum ama kendimi her geçen gün dahada kötü hissediyordum.
Yalnız başıma pek iyi idare edebildiğim soylenemezdi.
Kalktığım sabah,yine çığlık atarak uyandığım sabahlardan biriydi,o günün cumartesi olduğunu fark ettim ve rahatladım.Bugün Jacob u arayabilirdim.Eğer telefonları hala çalışmıyorsa La push a gidecektim.Öyle yada böyle bu gün yalnız geçen günlerimin sonuncusu olmalıydı.
Numarayı çevirdim ve büyük bir umutla bekledim.
Billy ikinci çalışta açınca şaşırdım.
“Alo?”
“Harika,telefonunuz çalışıyor .Selam Billy ben Bella .Jacob un nasıl olduğunu merak ettim.Ziyaretçi kabul ediyor mu ? bugün uğramayı düşünüyordum…”
“Üzgünüm Bella “ diye sözümü kesti Billy .Acaba tv mi seyrediyor diye merak ettim aklı başka yerde gibiydi.”Evde değil.”
Anlamam birkaç saniye sürdü.”Demek kendisini iyi hissediyor.”
“Evet” dedi Billy biraz çekinerek.”Öpücük hastalığı olmadığı anlaşıldı başka bir virüsmüş.”
“peki nereye gitti?”
“Bir arkadaşıyla birlikte Port angelas a gitti.Sanırım iki film birden seyredeceklermiş.Bütün gün gelmeyecek.”
“Tmm bunu duyduğuma sevindim.Çok merak etmiştm.Dışarı çıkabilecek kadar iyi hissettiğine sevindim.”Saçmaladığımı ve sesiminde oldukca yapay çıktığını bılıyordum.
Jacob iyiydi ama beni arayacak kadar iyi değildi.Arkadaslarıyla dısarı cıkmıştı.Ben ise evde oturmuş her gecen saat onu daha cok ozluyordum.Yalnızdım,merak etmiştim sıkılmıştım…ve şimdi de bir hafta ayrı kalmamızın ona bir etki yapmadığını görmek beni daha fazla harap etmişti.
“Bendn istediğin başka bir şey var mı ?” diye sordu Billy kibarca.
“hayır hiçbişey yok”
“tmm jacob geldiğinde aradığını iletirim.” Diye söz verdi.”hoşça kal bella”
“hoşça kal” dedim ama o çoktan kapatmıştı.
Telefon hala elimde bir süre donakaldım.
Jacob fikrini değiştirmiş olmalıydı,tam korktuğum gibi.
Benim öğüdümü dinlemişti ve onun duygularına karşılık vermeyecek biri için daha fazla zaman kaybetmek istemiyordu.
“bir sorun mu var ?” dedi Charlie merdivenlerden inerken.
“hayır” diye yalan söyledim ve telefpnu yerıne astım.
“Billy le konuştum .Jacob un iyi olduğunu soyledi.Öpücük hastalığı değilmiş bu iyi bir şey”
“buraya mı gelıyor yoksa sen ona mı gidiyorsun?”Charlie dalgın dalgın dolapta bir şeyler arıyordu.
“hiçbiri”dedim.”baksa arkadaslarıyla dısarı cıkmıs”
ses tonum Charlie nin dıkkatını çekti.bana baktı,elinde peynır kutusu vardı.
“öğle yemeği için erken değil mi ?”dedim ilgisini dağıtmak için.
“hayır nehre götürmek için hazırlık yapıyordum….”
“balığa mı çıkıyorsun?”
“evet,harry aradı.”Konusurken bir yandan da tezgahın uzerinde kendıne sandviç hazırlıyordu.bir an kafasını kaldırdı ve bişey fark etmiş gibi sordu.”eğer jake ile buluşmayacaksan senle kalmamı istermisin ?”
“sorun değil baba”dedim,umurumda değilmiş gibi bir hava vermeye çalışarak”hava güzelken balığa çıksan iyi olur”
Uzun uzun baktı,yüzünde bir kararsızlık ifadesi vardı.Beni merak ettiğini biliyordum,benı yalnız bırakmaktan korkuyordu.
“gercekten baba.Herhalde Jessica yı ararım.” Diye bir yalan uydurdum.Bütün gün benı seyretmesındense evde yalolmayı tercih ederdim.”Matematik sınavına çalışmamız gerekıyor.Onun yardımına ihtiyacım var.”
“bu güzel bir fikir bütün vaktını jacobla geciriyordun ötekı arkadasların sana küsecekti.”
Güldüm ve kafamı salladım.sankı diğer arkadaslarımın düşünceleri çok umrumdaydı.
Charlie arkasını döndü.ama tekrar bana döndüğünde yüzünde endişeli bir ifade vardı.” Ya burada ya da jess lerde çalışırsınız değil mi?”
“tabii,başka nerede çalışacağız?”
“Tamam ,sadece dikkatlı ol ve ormandan uzak dur.”
Anlamak birkaç dakıkamı aldı.”yine ayı meselesi mi ?”
Charlie kafasını salladı.”Kaybolan bir yürüyüşçü var.Bu sabah orman koruyucuları adamın kamp eşyalarını buldular ama adamdan bir iz yok.ve etrafta koca ayak izleri vardı…tabi belkı bu izler baksa bir zamandan kalmış olabilir ama şimdi etrafa tuzaklar kurmaya başladılar.”
“ooo” dedim şaşkınlıkla.Aslında uyarılarını dinlemiyordum.Jacobla olan duruma o kadar sıkılmıştım ki bu konu benım için ayı tarafından yenmekten daha önemliydi.
Charlie nin acelesi olmasına sevindim Jessica yı aramamı beklemedi.ve bende böylece sessiz sinema oynar gibi Jessicayla telefonda konuşuyormuş gibi yapmaktan kurtuldum.Çantamı utfak tezgahına koydumve okul kıtaplarımı içine doldurdum.Hareketlerim fazlasıyla yapmacıktı.ve eğer Charlie çıkmak için acele etmeseydi hareketlerimden şüphelenebilirdi.
Meşgul gözükmekten dolayı o kadar meşguldum kı Charlie arabasına bınene kadar koca boş bir günün benı beklemekte olduğunu fark etmedim bile.Mutfaktaki sessiz telefona bakıp evde boş boş oturmayacağıma karar vermem iki dakıkamı aldı.Neler yapabıleceğimi duşundum.
Jessicayı aramayacağımdan emındım.
La Puh a gidip motosikletimi alabilirdim.Bu fikir çok çekici görünüyordu ama küçük bir sorun vardı:Kim beni acil servise kaldıracaktı ?
Ya da ..pusula ve harita kamyonetteydi.Ama artık gideceğimiz yolu çok iyi anlamıştım kesinlikle kaybolmazdım.Belki Jacon varlığıyla beni onurlandırmaya karar verene kadar çizdiğimiz yollardan iki tanesini deneyebilirdim.Hem bu bize zamanda kazandırmış olurdu.Gerçi Jacob un ne zaman döneceğini bilmiyordum,belkı de hiç dönmeyecekti.
Bunu öğrendiğinde Charlie nin ne düşüneceğini fark ettiğimde içimi bir suçluluk duygusu kapladı ama yinede kararımdan vazgecmedim.Bugun evde kalamazdım.
Birkaç dakıka sonra tanıdık toprak telefon yolda ilerliyordum.Camları açmıştım ve kamyonetimin elverdiği kadar hızlı sürüyordum.Rüzgarın yüzüme çarpmasını seviyordum.Hava bulutluydu ama kuruydu. Forks un her zamankı havasına göre mükemmel bir gündü.
İşe başlamam Jacob un hazırlanmasından daha uzun sürdü.Her zamanki yere park ettikten sonra onbeş dk boyunca pusulanın üzerindekı iğneyi ve haritanın uzerindekı işaretleri çözmeye çalıştım.Haritadakı çizgiyi doğru takıp ettiğimi anlayınca ormanın içine daldım.
Orman bugun capcanlıydı.sanki butun mınık yaratıklar toplanmış bu kuru günü kutluyorlardı.Fakat kuşlar kanat çırpsa ,böcekler kafamın etrafında vızıldasa ve fareler çalılıkların arasında dolansada orman bugün gözüme oldukca ürpertici gelmişti.Bana son gördüğüm kabusumu hatırlattı.Belkı de yalnız olduğum için bana öyle gelıyordu.Jacob ın umursamaz ıslığını ve başka bir çift ayağın yaprakları hışırdatarak yanımda yürümesini özlemiştim.
Huzursuzluk hissi,ağaçların arasına daldığımda daha da çoğaldı.Nefes almam giderek güçleşiyordu;fazla hızlı yuruduğumden değil göğsümdekı aptal delık yuzunden.Kollarımı sıkıca karnıma bastırdım ve düşüncelerin acısını kafamdan atmayı denedim.Bir an geri dönmeyi düşündüm ama sarf ettiğim bunca çabayı çöpe atamazdım.
Adımlarımın ritmi kafamı ve acımı uyuşturdu.Nefesim düzeldi.Geri dönmediğim için memnundum.Otları iterken artık eskısı gıbı zorlanmıyordum,hatta oldukça hızlı olduğumu bıle soyleyebılırdım.
Ne kadar verimli bir çalışma çıkardığımın farkında değildim.Altı km yurümeme rağmen hala varamamıştım.Sonra bir diklik benım yönümü şaşırtınca kendımı üzüm asmalarından oluşan yay şeklindekı bir eğiklikte buldum.Boyum kadar olan otları geri ittim ve çayıra çıktım.
Aynı yerdi kesinlikle emindim bu kadar simetrik başka bir alan daha görmemiştim.Sankı bırı elıyle çizmiş gibi görünen mükemmel bir yuvarlaklıktı.Doğu tarafında akan suyun sesini duyabiliyordum.
Burası güneş ışığı olmadan o kadar büyüleyici olmasada hala güzel ve sakindi.Kır çiçekleri için yanlış bir mevsimdi.Yeryüzü kalın ve uzun çimlerin hafif rüzgar esintisiyle sallanmasıyla dalgalanan bir göl gibi gözüküyordu.
Burası orasıydı…ama aradığımı hala bulamamıştım.
Yaşadığım hayal kırıklığı beni derinden sarstı.olduğum yere çöktüm ve nefes almaya çalıştım.
Daha uzağa gitmenin manası neydi? Buralarda oyalanacak bir şey yoktu.İstediğim zaman hatırlayabileceğim hatıralardan başkahiçbir şey yoktu.:acıyı çağrıştıran anılar “O” olmadan bu yerin bi özelliği yoktu.Burada ne hissetmeyi istediğimden emin değildim.ama çayırda bir boşluk hissi vardı. Her şey boştu tıpkı diğer yerlerde olduğu gibi.Kabuslarım gibi.Başım dönmeye başladı.
En azından yalnız gelmiştim.Bunu fark ettiğimde yalnız olduğuma sevindim.Eğer bu çayırı Jacoblayken keşfetseydım ;ona şu an içine daldığım dipsiz kuyuyu açıklamam imkansız olurdu.Ona parçalara bölündüğümü göğsümdekı deliğin genişleyip beni ikiye ayırmamasıiçin iki büklüm olup karnımı tuttuğumu nasıl açıklayabılırdım?Böyle daha rahattım.
Ve dönmek için neden bu kadar acele ettiğimi de kimseye açıklamak durumunda değildim.Bu aptal yeri bulmak için bu kadar çaba gösterdikten sonra Jacob burada birkaç saniyeden daha fazla vakit gecirmem gerektiğini düşünürdü.Ama ben ayaklarımın üzerinde doğrlacak gücü arıyordum ve gerekirse emekleyerek kaçacaktım.
Yalnız olduğum için ne kadarda şanslıydım.
Yalnız.Kelimeyi tekrar ettim ve acıya rağmen ayaklarımın üzerinde doğruldum.İşte o an , yaklaşık otuz ağaç kadar kuzeyde ağaçların ardından bir şekil fırladı.
İçimden başımı döndüren bir duygu seli geçti.hissettiğim ilk duygu şaşkınlıktı.kimseyi burada göreceğimi ummuyordum.Sonra gözlerim hareketsiz figüre odaklandığında onun hareketsizliği ve solgun teni içimin umutla dolmasına sebep oldu.Duygularımı saklamaya çalışarak ruhumu kamçılayan bu acıyla savaştım.ve siyah saçların altındakı yüze baktım bu görmeyi umduğum yüz değildi.Bir sonraki duygum korkuydu.bu bana acı çektiren yüz değildi ama bana yüzü dönük olan bu adamın tek başına dolaşan bir yürüyüşçü olmadığını görebilecek kadar ona yakındım.
Ve sonunda tanıdım.
“Laurent!” diye haykırdım şaşkın bir memnunlukla.
Bu oldukça mantıksız bir tepkiydi.Korkuyu hissettiğim an durmam gerekirdi.
Laurent ilk tanıştığımızda James ın grubundaydı.Avda o yoktu-benım avlandığım av-ama bunun tek sebebı korkmuş olmasıydı.çünkü ben daha büyük bir grup tarafından korunuyordum.Durum böyle olmasaydı daha farklı olurdu çünkü onun o sıralarda beni yemek yapmakla ilgili bir sorunu yoktu.Fakat değişmiş olmalıydı çünkü diğer uygarlarmış grubun yanına Alaskaya gitmişti ve o grup ahlaki değerler sebebiyle insan kanı içmeye kesinlikle karşı çıkıyordu.Öteki aile…Adını hatırlamak istemiyordum.
Evet,korku daha yerinde bir duygu olabilirdi ama tek hissettiğim yüksek bir tatmin korkusuydu.Çayır tekrar sihirli bir yer olmuştu..Beklediğimden daha koyu bir büyü.Üzerinde yaşadığım dünyanın başka bir yerinde “O” yaşıyordu.
Laurent in tamamen aynı görünmesi beni şaşırtmıştı.Ama son bir yılda değişmiş olmasını beklemem hem salakça hemde çok insanca olurdu.Ama onda başka bir şey vardı…tam olarak adlandıramadığım bir şey.
“Bella?” dedi.benden daha şaşkın gözüküyordu.
“Hatırlıyorsun.” Gülümsedim.Bir vampirin benı hatırlamış olduğuna sevinmem çok saçmaydı.
Sırıttı.”seni burada görmeyi ummuyordum”bana doğru ilerledi sersemlemiş gibiydi.
“bence tam tersi ben burada yaşıyorum.senın alaskaya gittiğini sanıyordum.”
Yaklaşık on adım ilerimde durduve kafasını yana eğdi.Yüzü gördüğüm en güzel yüzdü.Garip bir serbest kalmış duygusuyla onu inceliyordum.Bir şeyleri yapar gibi gözükmem gerekmiyordu söyleyemeyeceğim her şeyi zaten biliyordu.
“Haklısın.” Dedi.”Alaskaya gittim.Yinede hiç beklemiyordum …Cullenlar ın evini boş bulunca taşındılar zannettim.”
Dudağımı ısırdım. İsim içimdeki yarayı deşmişti.Kendime gelmem bir saniyemi aldı.Laurent meraklı gözlerle bekledi.
“Taşındılar.”dedim
“Hımm.” Diye mırıldandı.”Seni geride bırakmalarına şaşırdım.Onların evcil hayvanları gibi bir şeydin.”dedi.son derece masum gözlerle.
Dudaklarım alaycı bir gülümseyişle kıvrıldı.”onun gibi bir şey.”
“Hımm” dedi.düşünceliydi.
İstem dışı geriye bir adım attım,meraklı ve koyu kırmızı gözleri hareketlerimi takip ediyordu.
“Sık sık ziyaret ediyorlar mı ?”diye sordu.
Sonra güzel kadife sesi duydum.”Yalan söyle”
Tekrar onun sesi geliyordu ama şaşırmamıştım.yoksa hayal edebilecek en kötü tehlikede miydim?Motosiklete binmek bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kalıyordu.
Sesin dediğini yaptm
“arasıra “Sesimin hafif ve rahat çıkmasına çalıştm.”tabii bana da uzunmuş gibi geliyor.Nasıl sürekli meşgul olduklarını bilirsin…”Kekelemeye başlamıştım.Sesimi kesmeliydim.
“hımm”dedi tekrar.”ev sanki çok uzun zamandan beri boş kokuyor….”
“bndan daha iyi bir yalan söylemelisin bella.”diye uyardı ses.
Denedim.”Carlisle a senin ziyaretini kaçırdığı için üzülecek.Biraz düşünüyormuş gibi yapım.”Ama sanırım Edward a bahsetmesem daha iyi olur.”İsmi söylerken zorlandım ve ifadem çarpıldı.Bütün çabalarım berbat olmuştu “Çok aksi…hatırlarsın James konusunda ala hassas.Gözlerimi devirdim ve umursamaz bir şekilde elimi salladım ama hala histerik bir ton vardı.Hatırlayacak mı diye merak ediyordum.
“Gerçekten mi ?”diye gülerek sordu Laurent.Şüpheciydi.
Sesim paniğimi belli emesin diye cevabımı kısa tuttum .
“hıhı.”
Laurent bir adım daha attı ve küçük çayıra baktı.Bu attığı adımla bana yaklaştığını fark etmiştim.Kafamdaki ses hafifçe hırladı.
“ee denalie de işler nasıl?Carlisle senin Tanya yla kaldığını söyledi.”Sesim çok yüksek çıkmıştı.
Soru onun durmasına sebep oldu.”Tanya yı oldukça seviyorum.”Biraz düşündü.”Hatta kız kardeşi Irina yı daha çok…Hiçbir yerde bu kadar çok kalmamıştım bu yüzden de imkanlarımı değerlendiriyorum.Ama kısıtlamalar çok zor…Diğerlerinin bu kadar uzun süre dayanabilmesine şaşırıyorum.”Suikastçi bir ifadeyle gülümsedi.”Bazen hile yaptığım oluyor.”
Yutkunamadım.Ayağım arkaya doğru gitmeye başladı.Ama kırmızı gözleri bu hareketimi fark edince dondum
“Ah” dedim kılsan sesimle.”Jasper ında bazı problemleri oldu.”
“Kıpırdama”diye uyardı ses.Dediğini yapmaya çalıştım.Zordu,kaçma güdülerimi durdurmak oldukça zordu.
“Gerçekten mi?” Laurent ilgilenmiş gibiydi.”Bu yuzden mı gıttıler?”
“Hayır” dedim dürüstçe.”Jasper evde dikkatlidir.”
“Evet”diye onayladı.”Ben de.”
İleriye doğru temkinli bir adım attı.
“Victoria seni buldu mu ?”Bu soruyu sorarken adeta nefessiz kalmıştım,çaresizce dikkatini dağıtmaya çalışıyordum.Aklıma gelen ilk soru bu olmuştu ve bende ağzımdan çıkar çıkmaz pişman olmuştum.Victoria-beni James la birlikta avlayan ve sonra yok olan –böyle bir anda düşünmek isteyeceğim son kişiydi.
Ama soru onu durdurdu.
“Evet”dedi.ve bir sonrakı adımını çekinerek attı.”Aslında buraya ona bir iyilik yapmaya geldim”Yüzünü buruşturdu.”Bunu duyunca hiç mutlu olmayacak.”
“Neyi?”dedim merakla devam etmesini sağlamaya çalışıyordum.Ağaçlara baktı benden uzaklara.Bu dağınıklığının avantajını kullandım ve geriye doğru bir adım attım.
Bana baktı ve gülümsedi.İfadesi onun siyah saçlı bir melek gibi görünmesini sağlamıştı.
“Seni benim öldürdüğümü duyunca.”dedi baştan çıkarıcı bir mırıltıyla.
Geriye doğru başka bir adım daha attım.Kafamdaki çılgın homurtu onu duymamı zorlaştırmıştı.
“Bu bölümü kendine saklıyordu.”diye neşeyle devam etti.”o sana biraz…küs Bella.”
“Bana mı?”
Kafasını salladı ve gülümsedi.”Biliyorum banada biraz modası geçmiş gibi geldi.Ama James onun eşi ve Edward onu öldürdü.”
Burada ölüm lafı geçtiğinde bile ismi iyileşmemiş yaralarımı deşmişti.
Laurent tepkimi fark etti.”Seni öldürmenin Edward ı öldürmekten daha iyi olacağını düşündü:Adil bir karşılık eşine karşılık eşi.Ona yardımcı olup olamayacağımı sordu.Seni bulmanın bu kadar kolay olacağını sanmıyordum.Belkide planında bir yanlışlık var.Onun hayal ettiği gibi bir intikam olmayacak.Edward burada seni korumasız bıraktığına göre , demekki onun için pek bir anlam ifade etmiyormuşsun.”
Göğsümdeki yaradan yeni bir esinti yeni bir gözyaşı geçti.
Laurent yana eğildi.ve bende arkaya bir adım daha attım.
Durdu.”Sanırım bana kızacak.”
“O zaman neden onu beklemiyorsun?”
Yüzüne haylaz bir gülümseme yayıldı.”Beni kötü bir zamanda yakaladın Bella.Buraya Victoria nın intikamını almak için gelmemiştim.avlanıyordum.Susamştım ve sende ağzımı sulandıracak kadar iyi kokuyorsun.
Laurent benim onaylamamı bekledi,sanki ona iltifat etmemi bekliyordu.
Tehdit et dedi güzel ses, dehşet vericiydi.
“Senin olduğunu bilecek”dedim itaatkar bir şekilde.”Bundan kaçamayacaksın.”
“Nedenmiş?”Laurent in gülümsemesi daha da büyüdü.Ağaçların aralarındaki boşluklara baktı.”Koku bir sonraki yağmurda yok olacak kimse senın cesedini bulamayacak.Basit bir şekilde ortadan kaybolacaksın,aynı diğer insanlar gibi.Edward bunu yapanın ben olduğunu bilemeyecek bile ,eğer araştırmak için kılını kıpırdatırsa tabii.Kişisel bir şey değil,emin olabilirsin Bella,Sadece susadım.”
Yalvar dedi kafamdaki ses.
“Lütfen.”dedim
Laurent kafasını salladı yüzü yumuşamıştı.”Şu şekilde bakmaya çalış Bella seni ben bulduğum için çok şanslısın.”
“Öyle miyim?”Bir adım daha attım.
Laurent takip etti kıvrak ve zarifti.
“Evet çok çabul olacak hiçbir şey hissetmeyeceksin.söz veriyorum.Victoria yada yalan soylerim senin için planladıklarını bi bilsen Bella..”Yavaşça kafasını salladı.”Sana yemin ederim bunun için bana teşekkür edeceksin.”
Korkuyla ona baktım.
Rüzgarin ona doğru savurduğu saçımın tellerini kokladı.
“Ağız sulandırıcı.”diye tekrarladı derin derin nefes alarak.
Fırlamak için gerildim.yere diz çökerken gözlerimi kıstım ve Edward ın sinirli haykırışları yankılanmaya başladı.Adı yarattığım bütün duvarları yıktı.Edward,Edward.Ölecektim.Artık onu düşünsem bir şey fark etmezdi.Edward seni seviyorum.
Kısılmış gözlerimin arasından Laurent in nefes almayı bıraktığını ve kafasını aniden sola çevirdiğini fark ettim.Kafamı ona çevirmeye ve baktığı yere bakmaya korkuyordum.Beni zararsız hale getirmek için bir hileye başvurmasına ya da başka bir şekilde oyalanmasına gerek yoktu.Benden uzaklaşırken nasıl rahatladığımı anlatamam.
“İnanamıyorum.”dedi sesi o kadar kısık çıkmıştıki zor duymuştum.
Bunu duyunca gözlerimi açtım.Hayatımı birkaç saniye uzatan bu kesintinin sebebine bakmak için gözlerim çayırda dolaştı.İlk önce hiçbirşey görmedim ve Laurente döndüm.Artık daha hızlı geriliyordu gözleri ormanı tarıyordu.
Sonra onu gördüm kocaman siyah bir şekil Ağaçların arasından çıktı.bir gölge kadar sessizdi ve vampire doğru yürüyordu.Kocamandı bir at kadar uzundu ama kalındı çok daha kaslıydı.Uzun ağzı açıldı ve kamçı gibi dişleri açığa çıktı.Dişlerinin arasından dehşet verici bir hırıltı çıktı.ses gürültüsü kadar yüksekti.
Ayı.Sadece bir ayı değildi.Herkesi dehşet içinde bırakan siyah kocaman canavardı o.Uzaktan herkes onun ayı olduğunu düşünebilirdi.Başka hangi nesne bu kadar güçlü ve geniş gözükebilirdi?
Yavaşça çimenlerden yürüdü ve benim durduğum yerin üç metre yakınına geldi.
Sakın kıpırdama dedi Edward ın sesi.
Canavarımsı yaratığabaktım aklım onu isimlendirmek için afallamıştı.Sadece bir olasılık düşünebiliyordum ama yinede bir kurdun bu kadar büyük olabileceğini düşünemiyordum.
Boğazından başka bir hırıltı çıkınca sesten dolayı titredim.
Laurent ağaçların kenarına doğru gidiyordu ve ben donup kalmıştım kafam karışmıştı.Neden Laurent geri çekiliyordu?Kurt canavar kadar büyüktü ama sadece bir hayvandı.Hangi sebepten ötürü bir vampir bir hayvandan korkardı?Laurent korkmuştu.Gözleri aynı benim gibi korkudan açılmıştı.
Sanki soruma cevap alır gibi ,devasa kurdun yalnız olmadığını gördüm.İki kocaman hayvan çayıra doğru ilerlemeye başladılar.Bir tanesi koyu griydi diğeride kahverengi ama hiçbiri ilki kadar uzun değildi.Gri kurt benim olduğum yere yaklaştı ,gözleri Laurente kilitlenmişti.
Ben tepki veremeden iki kurt daha geldi. Ve sanki güneye göç eden ördekler gibi V şeklinde durdular Paslı kahverengi canavar dokunabileceğim kadar yakındı.
Bir nefes aldım ve arkaya doğru fırladım.Bu yapabileceğim en aptal hareketti.Tekrar dondum ve kurtların bana dönmesini bekledim,en uygun avlarıydım.Laurent in kurtları yenebileceğini düşünüyordum.Her iki seçeneği değerlendirecek olursam kurtlar tarafından yenmek en kötüsüydü
Bana yakın olan kurt kızıl kahve tonlarında olan iç çekişimi duyarak bana döndü.
Kurdun gözleri koyuydu simsiyahtı.Saniyenin onda biri kadar bana baktı derin gözleri vahşi bir hayvan için zeki duruyordu.
O bana bakarken bir an Jacob u düşündüm ve tekrar bir minnet duydum.En azından buraya yalnız gelmiştim bu canavarlarla dolu masalımsı çayıra.En azından Jacob ölmeyecekti.hiç değilse Benim yüzümden ölmeyecekti.
Sonra kurtların liderinden kısık bir hırlama geldi,Laurent e hırlıyordu.
Laurent görülebilir korku ve şokla canavar kurtlara bakıyordu.Sonra birdenbire ağaçların arasından kaybolup gitti.
Kaçtı.
Bir sn sonra kurtlarda peşinden gitti.Çimlerin üzerinde o kadar hızlı koşuyorlardı ki kulaklarımı tıkamak zorunda kaldım.Ağaçların arasında kaybolduklarında sesde yok oldu.
Tekrar yalnız kaldım.
Dizlerimin bağı çözüldü ve ellerimin üzerine düştüm,boğazımda bir hıçkırık düğümlenmişti.
Gitmem gerektiğini biliyordum hemde hemen.Bana geri dönmeden önce kurtlar Laurenti ne kadar süre takip ederlerdiki?yada laurent onları kovalamadan?Acaba o geri gelirmiydi?
Hareket edemedim.ayaklarım ve kollarım titriyordu ve nasıl doğrulacağımı bilmiyordum.
Aklım hala korku ve karışıklıklarla doluydu.Şahit olduklarımı anlayamıordum.
Bir vampir fazlaca iri olan köpeklerden korkup kaçmalıydı.Kurtların dişleri mermer tenine nasıl zarar verebilirdi ki?
Ve kurtlarında olaganüstü boyutlarnIna güvendikleri ve hiç bir şeyden korkmadıkları belliydi.Yinede Laurentin peşine düşmelerini anlayamıyordum.Buzdan mermer teninin bir yemek gibi koktuğunuda zannetmiyordum.Neden benım gıbı zayıf ve sıcakkanlı bir av varken Laurentin peşine düşmüşlerdi?
Bir türlü kafamı toplayamıyordum.
Çayırdan soğuk bir esinti geçti ve çimler sanki üzerlerinden bir şey geçiyormuş gibi hareket etti.
Doğruldum ve zararsız esen Rüzgara arkamı döndüm.Panikten tökezledim.Sonra döndüm ve ağaçlara doğru koşmaya başladım.
Sonraki birkaç saat ıstırap doluydu.Çayıra çıkana kadar kat ettiğim yolun üç katını gittim.
İlk önce ne tarafa doğru gittiğime bakmadım.sadece neden kaçtığıma odaklanmıştım.Pusulamın olduğunu hatırladığımda ormanın hiç bilmediğim korkunç bir yerindeydim.Ellerim o kadar çok titriyordu ki yönümü görebilmem için pusulayı çamurlu yerin üzerine koymam gerekti.Birkaç dakikada bir pusulayı yere koyup halen kuzeybatıya doğru gidip gitmediğimi kontrol ediyordum.Yaprakların üzerinde yürüyen görünmez yaratıkların sesini duyabiliyordum.
Bir karganın bağırmasıyla arkaya doğru fırladım ve kalın ve genç bir ladın ağacının uzerine düştüm.kollarım çizildi ve saçlarım dallara takıldı.Bir sincabın ağacın tepesine fırladığını görünce öyle yüksesk bir sesle çığlık attım ki çıkardığım sesten kulaklarım acıdı.
İlerde ağaçların arasında boşluk vardı.Kamyoneti park ettiğim yerin iki km kadar güneyindeki boş bir yola çıktım.Yorulmuştum ama kamyonete kadar koştum.Kendimi arabanın içine atınca hıçkırarak ağlamaya başladım.Anahtarlarımı çıkartmadan korkuyla kapının kilidine bastım.Motorun sesini duymak beni rahatlattı.Ana yola çıkana kadar ağlamaya devam ettim.
Sakinleşmiştim ama eve vardığımda çok bitkindim.Charlie nin motoru garajdaydı.saatin ne kadar geç olduğunu fark etmemiştim.hava kararmıştı.
“Bella?”dedi Charlie ben ön kapıyı kilitlerken.
“Evet benim”dedim sesim titrek çıkmıştı.
“Nerede kaldın?”Bir anda mutfağa girdi ve garip garip bakmaya başladı.
Kesinlikle Stanleyleri aramıştı gerceği soylesem iyi olurdu.
“Yürüyüş yaptm.”
----------(Charlie burada bella ya ormanda ne yaptığını soruyor.ve kızı için korkuyor.)
Charlie neler gördüğümü anlatmak için karakolu aradı.onları tam olarak nerede gördüğüm konusunda biraz yalan soyledim.çünkü babamın ormanın derinliklerine indiğimi bilmesini istemiyordum.Ve hiç kimseninde benı arayan Laurenti görmesini istemiyordum.Düşüncesi bile midemi bulandırmaya yetti.
“Aç mısın” diye sordu.telefonu kapattıktan sonra.
Kafamı salladım aslında açlıktan midem kazınıyordu bütün gün hiçbir şey yememiştim.
“Sadece yorgunum dedim merdivenlere yöneldim.
“Hey”diye seslendiSesi şüphe doluydu.”Jacob ın butun gun evde olamayacağını soylememişmiydin?”
“Billy öyle söylemişti.”Kafam karışmıştı.
Bir süre yüzümü inceledikten sonra “Tamam”dedi.
“Neden sordun?”
“Sabah harry i almaya gittiğimde Jacob u arkadaşlarıyla bir dükkanın önünde gördüm.Ona merhaba demek için elimi salladım ama..sanırım benı gormedi.Galiba arkadaşlarıyla bir şey tartışıyordu.Garip görünüyordu bir şeye üzülmüş gibiydi..Ve..değişikti bu çocuğun büyüdüğünü görebiliyorum.her gördüğümde daha çok uzuyor.”
“Billy Jake ve arkadaşlarının Port angelasa film seyretmeye gideceklerini söylemişti.Muhtemelen diğer arkadaşlarıyla buluşmak için oradaydı.”
“Ah.”diyerek kafasını salladı ve mutfağagitmek için arkasını döndü.
Holde durdum ve Jacob un arkadaslarıyla tartısmasını düşündüm.Acaba Embryi sam hakkındamı konuşturuyordu.Belkide bu yuzden bugun benı ekmıştı.Eğer sebebi Embry yle bazı şeyleri yoluna sokmaksa ona kızmazdım.Odama gitmeden önce kilitleri tekrar kontrol ettim.Aptalca bir şeydi.Bu öğlen gördüğüm canavara kilitler engel olmazdı.Peki ya Laurent gelmeye kalkarsa..
Ya da Victoria..
Yatağa uzandım ama o kadar çok titriyordumki uyumam imkansızdı.Yorganın altında kıvrılarak beni bekleyen korkunç gerçekleri düşündüm.Yapabileceğim hiçbir şey yoktu alabileceğim tek bir önlem yoktu.
Durumun tahmın ettiğimden daha kötü olduğunuı fark etmek midemi bulandırdı.Çünkü bütün bunlar Charlie yide kapsıyordu.Yan odamda uyuyan babam Bana doğrultulmuş hedefin tam ortasındaydı.Benim kokum onları buraya getirecekti ben burada olsamda olmasamda.
Vücudumu bir titreme sardı dişlerim birbirine çarpıyordu.
Kendimi sakınleştırmek için imkansızı hayal ettim.Büyük kurtların Laurenti ormanda yakalayıp , sonsuzluğunu katlettiğini ve onunda normal insanlar gibi yok olduğunu düşündüm.Eğer kurtlar onu yakaladılarsa burada yalnız olduğumu Victoria ya söyleyemezdi.Eğer dönmediyse Victoria Cullen ların benı hale koruduğunu düşünecekti.Eğer kurtlar kavgayı kazandılarsa..
Benim iyi vampirlerim hiçbir zman geri gelmeyeceklerdi.
Gözlerimi sımsıkı yumdum ve uykuya dalmayı bekledim.
Hayalimde Victoria nın gözleri susuzluktan simsiyah olmuştu.ve dudakları mutluluktan yukarı kalkmış dişleri ortaya çıkmıştıKırmızı saçları alev gibi parlıyor sanki yüzünün etrafında dans ediyordu.
Laurentin dedikleri zihnimde canlandı:eğer senin için planladıklarını bir bilsen..
Çığlık atmamak için ağzımı elimle kapattım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://twilighturk.twilight-vampire.com
 
New Moon - Yeni Ay Türkçe Çeviri 10.Bölüm(Çayır)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ok Go-Shooting The Moon
» Moon Ga Young (문가영 )
» yeni smiyle eklemek
» Sailor Moon Müzikleri İçin
» foruma yeni smıleyler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight FORUM :: Twilight :: Kitaplar :: New Moon - Yeni Ay Kitabı-
Buraya geçin: