~ TwiLighTuRK ~
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Rob'un AğZınDAn RoB

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
єηdLєSS Lσωє
єηdLєSS Lσωє


Mesaj Sayısı : 465
Kayıt tarihi : 07/03/10
Yaş : 23

MesajKonu: Rob'un AğZınDAn RoB   Salı Mart 09, 2010 10:58 pm

ilk aşkını hatırlamaktan keyif almak çok garip, özellikle bu ilişki uzun sürmüş ise. İlişkimiz çok güzeldi, ama öyle filmdeki gibi takıntılı bir aşk yaşamadık. Onun hayatımdaki varlığı beni üç yıl boyunca çok mutlu etti. Şimdi bu konu hakkında konuşmak zor geliyor.Mart 2009
“Bazen hakkımda yazılanları takip ederim. Önceden daha fazla yapardım ama sonra sadece olumsuz şeylere bakmaya başladım. Sadece kimlerin benim hakkımda olumsuz şeyler söylediğini öğrenmek ve onların isimlerini unutmamak istiyorum. Hepsini kara kaplı kitabıma yazıyorum.” Mart 2009
“Tüm hayatım boyunca piano çaldım – üç veya dört yaşımdan bu yana. Ve gitar – klasik gitar çalmaya 12 yaşımda başladım. Sonra birkaç yıl gitar çalmadım. Yaklaşık dört – beş yıl önce gitarımı yerinden çıkardım ve tekrar jaz müzik çalmaya başladım. Gitarı çok iyi çalmıyorum, ama idare ederim. Londra’da bir müzik grubunda yer alıyorum.”
“Bu benim ilk Comic-Con deneyimim. Yaklaşık 6,000 kişi olduğunu söylediler. Demek istediğim, çok tedirgin oldum.”
[Comic-Con’da onun dünyadaki en seksi vampir / adam olduğu ile ilgili bir soru soran hayrana cevaben] “Hayatımdaki bir boşluğu dolduruyor… Sevgiye ihtiyacım var. Sizin sevginize. Sanırım… Bir şeylere ihtiyacım var…”
[Comic-Con’da kimin gibi olmak isterdiniz diye soran hayrana cevaben] “Charlie Chaplin? Bu gerçekten Comic-Con’la ilgili birşey değil, değil mi? Belki sadece Charlie Chaplin gibi giyinmek isterdim.”
[Orada bulundukları için çok heyecanlı olan hayranlarına hitaben] “Binaya girerken bir kız ile karşılaştık, ve beni gördüğü için şaşkına dönmüştü; şoka girmiş görünüyordu, ona; “Merak etme. Bu duyguyu sürekli yaşıyorum” dedim.”
“Çok ilginç. Bunların kitap yüzünden olduğunu biliyorsunuz. Kitabın çok fazla saplantılı hayranları var. Çok garip çünkü insanlar hemen sizi, bir oyuncu olarak değil, kitapta canlandırdığınız karakter olarak görmeye başlıyorlar. Başlangıçta, dünyadaki herkes benden nefret etti. Tuhaf bir durum. Edward karakterinin tanımını okuduğunuzda, bakmaya doyamayacağınız kadar güzel olduğunu öğreniyorsunuz. Bu şekilde tanımlanan bir karakteri canlandırmanın çok zor olduğunu düşünüyorum, ve gerçekte bu konuda ne yapacağımı bilmiyorum. Bu ilginin filmden sonra da devam etmesini umuyorum.”
“Kitapları rolü aldıktan sonra okudum. Daha önce isimlerini dahi duymamıştım. Sonra filmi yapmaya başladık ve bu ilgi her geçen gün büyüdü, büyüdü ve büyüdü. Ve şimdi herkes Alacakaranlık’ı biliyor, bu çok garip ve beklenmedik bir durum.”
[Cullen ailesinin yaşam tarzı üzerine] “İnsanlara ve olaylara karşı iyi olmaya çalışıyorum, ama tam olarak değil. Bu hikayenin genelde anlattığı durum, Edward kendi türünden kaynaklanan içgüdülere karşı koymaya çalışıyor. Bir vampir olduğunu ve vampirlerin etrafta dolaşıp insanları öldürdüğünü biliyor. Aslında bu vampir olmakla ilgili en önemli nokta. Bunu inkar etmek sıkıcı. Bir başka konu ise Cullen ailesinin süper kahramanlar gibi davranmamaları. Hepsinin süper güçleri var ve bu güçleri insanlara yardım etmek veya onları korumak için kullanmıyorlar. Bu çok garip. İstedikleri tekşey mümkün olduğunca normal bir hayat sürmek. Mesela ben Bella’nın hayatını kurtarıyorum ve daha pek çok kişiyi kurtarabilirim, ama kurtarmıyorum…”
“Bir imza gününe katıldım. Şimdiye kadar yaşadığım en ilginç deneyimdi. İnsanların imza almak için para ödeyeceklerini görmek çok garipti. Onlar için dans etmek veya onun gibi başka birşeyler daha yapmalıyım, diye düşünmekten kendimi alamadım.”
“Daha düne kadar Leicester Meydanından kimse beni fark etmeden, mutlu bir şekilde oturuyordum. Sonra birden bire yabancılar beni gördüklerinde çığlık çığlığa ismimi söylemeye başladılar. Hayret verici bir olay!”
“Artık para kazanmak istemiyorum! Paradan nefret ediyorum! Karşılığında para almadan bir şeyler yapmak istiyorum!”
“Esasında oyunculuğa öylesine başladım. Daha önce iki filmde ve bir kaç oyunda rol aldım, ama o zamanlar hepsinde arka arkaya rol aldığım için ne yaptığımı tam olarak bilmiyordum. Aslında halen bilmiyorum.”
“Çok değiştim. Daha önce olduğum gibi burnu havada değilim. İlk bir ay gerçek bir ukalaydım. Hiç kimse ile konuşmazdım. Sadece kahve içer ve herkese 24 yaşında Güney Afrika’dan yeni dönmüş ünlü bir tiyatro oyuncusu olduğumu söylerdim.”
“Bir gün biri benden imzamı istedi. Ama, gerçekten şaşırdım. Harry Potter filmlerinin evden çıkmamama neden olmayacağını umuyordum, çünkü zaten evden dışarı çok az çıkarım.”
“Okulumu bitirdiğim için o sıralar gerçek anlamda bir şey yapmıyordum. Amaçsızca Londra’da dolaşıyordum, ve yaşlarının 30 civarında olduğunu tahmin ettiğim iki adam bana yaklaşıp imzamı istediler. O an gerçekten çok gurur duydum ve imza verdim, ve birlikte fotoğraf çekindik. Onlarda benim gibi ortalıkta dolanıyordu, ve o gün tam üç kez karşılaştık. Ve her karşılaşmamızda bana duydukları saygı büyüyordu!”
“Barnes Tiyatro Kulübü çok iyi bir grup, ve oradaki sahne eğitimimi tamamladıktan sonra, oyunculuğu denemem gerektiğine karar verdim. Bir oyunda küçük bir Küba’lı dansçı rolü aldım ve bir sonraki oyunda başrolü bana verdiler, ve sonra ajansım oldu. İşte bu yüzden her şeyi bu küçük gruba borçluyum.”
“Oyunculuğa başladığımdan beri her şey çok hızlı gelişiyor. Daha önce gerçekten hiçbir şey yapmamıştım ve iki yıl önce oyunculuğa başladım ve o zamandır beri bir şekilde bu işin içinde oldum. Sonra Harry Potter geldi ve bu benim hayatımda çok büyük bir adım ve olay oldu.”
“Şimdilerde gerçekten garip rolleri oynamaya kararlıyım, ama sanırım seçmelerde bu durumu abartıyorum ve bu sebeple kimse bana gerçekten güvenmiyor!”
“Harry Potter’dan sonra tiyatroya dönmek ve garip roller oynamak istedim. Üç filmden oluşan bir Amerikan yapımı için teklif aldım, ama karar veremedim. Ne yapmak gerektiğine karar veremedim, ve böylece hiçbirşey yapmamayı tercih ettim! Gerçekten çok, çok beğendiğim bir senaryo vardı. Son ikisi ile işe başladım ve onlar başka bir oyuncuyu seçtiler, bu çok rahatsız edici bir durum.”
“Bazen “oyunculuğun canı cehenneme” diye düşünüyorum, sonra oyunculuk yapmıyor olsaydım, bir ayakkabıcıda çalışıyor olabileceğimi fark ediyorum. Oyunculuk tabii ki daha çekici.”
“Jack Nicholson gibi olmayı çok isterim. Onun tarzını çok severim. Nedenini bilmiyorum, ama yaptığım her işte onun gibi olmaya çalışıyorum. Guguk Kuşu filmini 13 yaşımdayken izledim, ve onun gibi giyinip, onun aksanını taklit ettim. Her şeyi onun yaptığı gibi yaptım. Sanırım bu durum benim üstümde kaldı.”
“Tiyatro okulu benim için bir sosyal etkinlikti. Oraya aslında yan masada oturan kızlarla buluşmak için gittim.”
“Henüz bir oyuncu olup olmayacağıma karar vermedim! 15 veya 16 yaşında iken oyunlarda rol almaya başladım. Bir gün babam bir restoranda bir grup güzel kız gördü ve onlara nereden geldiklerini sordu ve onlar da bir drama grubundan geldiklerini söylediler. Babam bana dönüp, “Evlat, işte sen de oraya gitmelisin.” dedi. Ve bu şekilde oyunculuğa başladım.”
“İnsanlar benim kötü bir oyuncu olduğumu söylerlerse gerçekten umursamam, çünü bunun üzerinde çalışıp düzeltebilirim. Ama eğer çirkin olduğumu söylerlerse, bu durumda sadece “gerçekten mi?” derim.”
“Eğer bir oyuncu olmasaydım, sanırım üniversiteye giderdim ve sıradan bir insan olurdum.”
“Bir gün kırmızı halıda arabanın yanlış kapısından indim ve kalabalığa doğru yürümeye başladım. Bir sunucu, “En iyi korku çığlığınızı atın,” dedi ve Stan çok büyük bir çığlık attı ve ben bir çığlık atamayacak kadar pısırıktım. Durum içler acısıydı!”
“Babam benim bir oyuncu olmamı istedi.”
“Okulumdaki oyunculuk birliğinin bir parçası değildim, ama bu gruba babamla yıllarca tartıştıktan sonra katıldım. Sanırım babamın bu konuda ilginç bir öngörüsü vardı. Barnes Tiyatro Kulubüne gittim ve oynadığım ilk oyunda arka plandaydım. Barnes Tiyatro Kulubü yılda iki gösteri sahneye koyar ve tüm oyunları harikadır. Orada yetişmiş pek çok kişi oyuncu oldu.”
“Bu şansın benim hayatımı tamamen değiştirmesi inanılmaz bir durum. Şu an iki yıl önce neler düşündüğümü hatırlamıyorum bile. Şu an herşeyi çok farklı şekilde yapıyorum, ve tüm bu senaryoları okuyorum. Bir kaç hafta önce Los Angeles’da değildim, ve şimdi Los Angeles’da bir ajansım var, ve bu durum çok tuhaf.”
“En son rol aldığım film The Haunted Airman. Orada İkinci Dünya Savaşında yaralanıp sakat kalan bir pilotu oynadım. Bu onu çok etkiliyor ve zamanla deliriyor. Çok güzel bir roldü. Tüm film boyunca bir tekerlekli sandalyede oturdum ve arka arkaya sigara içtim.”
“Tesadüfen oyuncu oldum. Daha önce hiç eğitim almadım, bu yüzden ancak son zamanlarda bu konuda belli belirsiz bir rahatlama içine girdim. Harry Potter’da ne yaptığımı bilmediğim gerçeğinin farkındaydım. Sette oturup, izleyerek kendimi yetiştirmeye çalıştım.”
“Bir Terry Gilliam filminde bir cüceyi oynamak isterim. Veya bir Godard veya Micheal Cimino filminde rol almak isterim. Ama senaryo bana filmin kadrosunda yer alan insanlardan daha çok şey ifade ediyor.”
“En komik, en abartılı kıyafetleri seçtim – mağazada gerçekten güzel duruyorlardı. Daha sonra aldıklarımı giydim ve ne kadar salak görünüyorum diye düşündüm.”
“İngiltere’de sert gözükmek istiyorsanız, dışarıya çıkarsınız ve körkütük sarhoş olursunuz ve gerçekten akşamdan kalma görünerek geri gelirsiniz, ama eğer bunu Amerika’da yaparsanız, alkol problemin mi var diyorlar.”
“Pek olgun değilim, bu sebeple yürek – hoplatan biri olarak kalmayı tercih ediyorum.”
“Yapacak bir işim olmadığında halen çıkıp dolaşmayı tercih ediyorum.”
“Bana bir arabanın çarpmasından gerçekten korkuyorum. Caddede karşıdan karşıya geçerken endişelenirim. Ben de tam bir bela mıknatısıyım. İnsanların beni hedef aldıklarını düşünüyorum.”
“İlk uzun filmimi 17 yaşımdayken çektim. Üç buçuk ay boyunca Güney Afrika’da tek başımaydım.”
“Çöplerimi dışarıya çıkarırken 300 kadar Diet Kola kutusu saydım. “Bu nasıl oldu?” dedim. Onları satın aldığımı dahi hatırlamıyordum. Ayrıca Tarçınlı Çıtırları da severim. Benim bağımlılıklarım tükettiğim tek şeyler.”
“Kendimi bir aptal gibi göstermeden nasıl Edward’ı canlandırabileceğimi düşünerek oldukça fazla zaman harcadım. Tüm kitap Bella’nın bakış açısından yazılmıştı ve kız Edward’a aşıktı. Demek istediğim, adam herhangi biri olabilir – bir uzaylı bile olabilir – ve eğer birine aşıksanız hiçbir şeyi görmezsiniz.”
“Eğer kendi başıma gidip bir film izlemeye çalışırsam, tüm film boyunca tamamen konsantre olurum. Ama eğer yanımda çıktığım biri varsa, iki dakika içerisinde “Bu saçmalık, bu saçmalık. Burada çıkıp başka bir şey yapmalıyız.” derim. Sebebini gerçekten bilmiyorum.”
“Korkunç bir hafızam var – oldukça sık aynı şeyleri tekrar ediyorum. Hatırlayabildiğim tek şey kendimi tekrar edecek olmam!”
“Birileri ayakkabı bağcıklarımı çalmış. Halen o ayakkabıları giyiyorum ve onlara bağcık takmıyorum – şimdi sanki benim marka ayakkabılarım oldular!”
ÇOCUKLUK DÖNEMİ
“Okulda öğle yemekleri getirmezdik. Ben bir öğle yemeği takipçisiydim – herkesin patates kızartmalarını alırdım!”
“12 yaşıma gelene kadar ablalarım beni bir kızmışım gibi giydirirler ve başkaları ile ‘Claudia’ olarak tanıştırırlardı! Oniki yaşında karma bir okula geçmem benim için bir dönüm noktası oldu, sonrasında saç jölesini keşfettim ve daha çekici hale geldim.”
“10 yaşımda gazete dağıtmaya ve haftada 10 pound kazanmaya başladım ve sonrasında 15 yaşıma kadar para kazanmayı takıntı haline getirdim.”
“Çizgi film Sharkey ve George’u çok beğenirdim ve daha sonra rapçi MC Hammer ile ilgili bir çizgi film, Hammertime, gösterime girdi. O çizgi filme bayılırdım, harikaydı! Artık onun gibi çizgi filmler yapmıyorlar.”
“En çok sevdiğim öğretmenim sanırım İngilizce öğretmenimdi, çünkü beni soruları sadece cevaplamak yerine yazmaya yönlendirdi. Ona ödev olarak hazırladığım 20 sayfa civarında gereksiz yazı verirdim ve hepsini değerlendirirdi. Gerçekten harika bir öğretmendi.”
“12 yaşımdayken okuldan uzaklaştırma aldım – gerçekten kötüydü!”
“Karnelerim genelde çok kötüydü – neredeyse hiç ödev yapmazdım. Öğretmenlerimi sevdiğim için derslere her zaman devam ederdim, ama karnelerim gereken çabayı göstermediğimi söylerdi.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
NE SENI UNUTACAK KADAR ZAMAN GECECEK
NE DE GECEN ZAMAN SENI UNUTTURMAYA YETECEK BIRAKIP GITSEMDE UNUTURUM SANMA
ZAMAN ALISMAYI OGRETIR
UNUTMAYI ASLA...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://twilighturk.twilight-vampire.com
 
Rob'un AğZınDAn RoB
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» paradız vıdeoyarısmasından kazandıgım 3000 kredıgı istiyorum...
» Forum Sayfasından Hariç Site sayfası ekleme [gel iceri bi bak yardım et]
» Kayıt Olanlara Nasıl Kişileştirlmiş Profil Alanından Zorunlu Tutabiliriz?
» Resim Listesi Arasından Bir Resim Çıkmıyor :(
» Sağlık Açısından Tupperware

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight FORUM :: Twilight :: Twilight Oyuncuları :: Robert Pattinson (Edward Cullen)-
Buraya geçin: