~ TwiLighTuRK ~
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 10(Neden Sadece Çekip Gidemiyorum)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
єηdLєSS Lσωє
єηdLєSS Lσωє


Mesaj Sayısı : 465
Kayıt tarihi : 07/03/10
Yaş : 23

MesajKonu: Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 10(Neden Sadece Çekip Gidemiyorum)   Ptsi Mart 08, 2010 9:31 am

Ne olduğunu bilmiyorum sanki – öyle hissediyorum. Sanki bu gerçek değil. Kötü bir durum komedisinin barbar versiyonunun içindeymişim gibi. Baş amigo kıza balo hakkında soru sormak üzere olan sosyal yönü zayıf biri olmak yerine, vampirin karısına birlikte yaşamayı ve bebeğimi dünyaya getirmesini sormak üzere olan ikinci sırada bırakılmış bir kurt adamdım.

Hayır, bunu yapmazdım. Bu çarpık ve yanlıştı. Bunun hakkında ne söylediğini unutacaktım.

Ama onunla konuşacaktım. Beni dinlemesini sağlamaya çalışacaktım.

Ve o dinlemeyecekti. Her zamanki gibi.

Edward eve dönen yolda öncülük ederken, düşüncelerime cevap vermedi ya da yorum yapmadı. Durmak için seçtiği yer hakkında meraklandım. Ötekilerin onun fısıltılarını duyamayacağı kadar, evden yeterince uzak mıydı? Önemli olan bu muydu?

Belki. Kapıdan yürüyerek geçtiğimizde, diğer Cullen’ların gözleri şüpheli ve şaşkındı. Hiçbiri iğrenmiş ya da öfkelenmiş görünmüyordu. Demek ki Edward’ın benden istediği iyiliği, hiçbiri duymamıştı (öyle olması gerekiyordu).

Açık girişteyken tereddüt ettim, şuan ne yapmam gerektiğine emin değildim. Azıcık nefes alınabilir hava dışarıdan içeri esiyordu, bu tam orada (dışarıyı kastediyor sanırım) daha iyiydi.

Edward topluluğun ortasına, omuzları dik bir şekilde yürüdü. Bella onu endişeyle izledi, ve sonra bir saniyeliğine gözleri bana kaydı. Sonra yine onu izliyordu.

Yüzü grimsi bir solgunluğa döndü, ve stresin onun hislerini daha kötü yaptığı hakkında Edward’ın ne demek istediğini görebiliyordum.

“Jacob ve Bella’nın özel konuşmasına izin vereceğiz,” dedi Edward. Sesinde hiçbir ton değişimi yoktu. Robot gibi.

“Anca kül yığınlarımı çiğneyerek,” diye ona tısladı Rosalie. Hala Bella’nın başının etrafında dolanıyordu, soğuk ellerinden biri Bella’nın soluk renkli yanağına, sahip çıkarcasına yerleşmişti.

Edward ona bakmadı. “Bella,” dedi yine aynı boş ses tonuyla. “Jacob seninle konuşmak istiyor. Onunla birlikte yalnız olmaya korkuyor musun?”

Bella bana baktı, şaşkındı. Sonra Rosalie’ye baktı.

“Rose, sorun değil. Jake bize zarar vermeyecek. Edward’la git.”

“Bu bir hile olabilir,” diye sarışın uyardı.

“Nasıl olabilir bilmiyorum,” dedi Bella.

“Carlisle ve ben her zaman senin tarafında olacağız, Rosalie,” dedi Edward. İfadesiz sesi çatlıyordu, olanlara sinirini göstererek. “Onun korktuğu kişiler bizleriz.”

“Hayır,” diye fısıldadı Bella. Gözleri parlıyordu, kirpikleri ıslaktı. “Hayır, Edward. Ben korkmuyorum…”

Kafasını salladı, birazcık gülümseyerek. Gülümsemesi acılıydı, bakılacak gibi değildi. “O anlamda demedim, Bella. İyiyim. Benim hakkımda endişelenme.”

Hasta edici. Haklıydı – incinmiş hisleri (Edward’ın) hakkında kendisiyle (Bella) savaşıyordu. Bu kız klasik bir şehitti. O tamamıyla yanlış yüzyılda doğmuştu. O daha önce yaşamış olmalıydı, kendini iyi bir nedenle, birkaç aslanı beslemek için feda edebileceği bir zamanda.

“Herkes,” dedi Edward, eli sertçe kapıyı işaret ediyordu. “Lütfen.”

Titreyen Bella için sakinliğini korumaya çalışıyordu. Dışarıda olduğu gibi, delilikle yanan adam haline ne kadar yakın olduğunu görebildim. Diğerleri de gördü. Sessizce, onlar kapıdan dışarı hareket ederken, ben de yoldan çekilerek onlarla yer değiştim. Hızlı hareket ettiler; kalbim iki kez attı, ve oda Rosalie dışında boşalmıştı, Rosalie zeminin orta yerinde tereddüt ediyordu, ve Edward, hala kapıda bekliyordu.

“Rose,” dedi Bella sessizce. “Gitmeni istiyorum.”

Sarışın Edward'a ters ters baktı ve sonra onun önce gitmesi için bir hareket(jest) yaptı. (Edward) kapının dışında gözden kayboldu. Uzun, uyarıcı ve yanan gözlerle bana baktı, ve sonra o da gözden kayboldu.

Artık yalnız kaldığımızda,oda boyunca ilerledim ve Bella’nın yanına yere oturduk.Ellerini avucumun içine aldım,nazikçe ovuşturdum.

“Sağol Jake.Bu iyi geldi.”

“Yalan söyleyecek değilim Bella.İğrenç görünüyorsun”

“Biliyorum” diye iç çekti.”Korkunç görünüyorum”

“Bataklıktan çıkmış korkunç bir yaratık gibi”

Güldü. “Yanımda olman ne güzel. Gülmek iyi geldi. Bu drama daha ne kadar katlanabilirim bilmiyorum”
Gözlerimi devirdim.

“Peki,peki” dedi, onayladı. “Bunların nedeni benim”

“Evet sensin.Aklından ne geçiyor Bella, ciddiyim”

“Beni azarlamanı mı istedi senden?”

“Sayılır ama beni dinleyeceğin fikrine nerden kapıldı anlamadım. Daha önce hiç dinlemedin de…”

İç geçirdi.

“Sana demiştim..” diye söze başladım.

“Sana demiştim’in bir kardeşi olduğunu biliyor muydun? Jacob” diye sordu, sözümü keserek. “Adı kapa o lanet olasıca çeneni”

“İyiydi”

Bana bakarak sırıttı.Cildi kemiklerinin üzerinde gerildi. “Bu espri bana ait değil,Simpsons’ın tekrarlarından aşırdım”

“O bölümü kaçırmışım”

“Komik bir bölümdü”

Bir süreliğine ikimiz de konuşmadık.Elleri biraz ısınmaya başlıyordu.

“Gerçekten benimle konuşmanı mı istedi”

Başımı salladım.”Seni mantığa davet etmemi istedi.ama daha başlamadan kaybedilmiş bir savaş bu”

“Peki neden yaparım dedin?”

Cevap vermedim.Nedeni bildiğimden emin değildim.

Onunla geçirdiğim her dakika,aslında daha sonra çekeceğim acıyı biraz daha arttıracaktı.Yeterli zulası olmayan bir keş gibiydim,mahrum kalacağım günü bekliyordum.Şimdi ne kadar doz alırsam,zulam bittiğinde de o kadar zor olacaktı.

“Bu işe yarayacak,biliyor musun” dedi bir süre sonra “Buna inanıyorum”

Yine öfkeden gözüm döndü “Bunama semptomlarından biri mi” diye sordum

Güldü,Ama sinirler ellerim,onun ellerinin etrafında titriyordu.

“Belki” dedi. “Bunun kolay olacağını söylemiyorum,Jake. Ama şimdiye kadar yaşadıklarımı yaşayıp da sihre nasıl inanmam”

“Sihir mi?”

“Özellikle senin için” dedi.Gülümsüyordu.Ellerinden birini kurtardı,yanağıma bastırdı.Eli deminkinden sıcaktı ama yine de cildime soğuk geliyordu, pek çok şey gibi.

“Her şeyi düzeltmek için bekleyen bir sihrin var”

“Ne zırvalıyorsun”

Hala gülümsüyordu. “Edward bir kere bana sizin mühürleme olayının neye benzediğini söylemişti.” “Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi sihirli bir şey olduğunu söylemişti.Aradığın şeyi bulduğunda,bunların hepsi sana mantıklı gelecek”

Eğer bu kadar narin görünmeseydi,çığlık atıyor olurdum.

Öyle olduğu için ona kükredim.

“Mühürlemenin,bu deliliğin mantıklı göstereceğini mi söylüyorsun” Uygun kelimeleri bulmaya çalıştım “Bir gün bir yabancıyı mühürleyecek olmam,bunu mantıklı mı kılacak yani;?” dedim parmağımla şişmiş vücuduna işaret ederek.

“O zaman seni sevmemin ne anlamı vardı? Senin onu sevmenin ne anlamı vardı? Öldüğün zaman…”dedim,sözcükler bir homurtu gibi çıktı.”Her şey bir daha nasıl düzelecek?Bütün acının anlamı ne?Benim,senin,onun!Onu da kendinle birlikte öldüreceksin,umurumda olduğundan değil.” Yüzünü buruşturdu.Ama devam ettim.

“Çarpık aşık hikayenin ne anlamı olacak o zaman? Eğer bir mantığı varsa görmemi sağla bella çünkü ben anlayamıyorum”

İçini çekti “Henüz bilmiyorum Jake, Ama bütün bunların sonunun iyiye çıkacağı gibi bir his var içimde.Buna inanç de,ne dersen de.”

“Bir hiç uğruna öleceksin bella,bir hiç…”

“Yüzümdeki elini,şişmiş karnına götürdü ve okşadı.Bana ne düşündüğünü söylemek için kelimelere ihtiyacı yoktu.Onun için (ona sahip olmak için) ölüyordu.

“Ölmeyeceğim” dedi,dişlerinin arasından.”Kalbimin atmasını sağlayacağım,buna gücüm yeter”

“Bu saçmalık(load of crap), Bella ”Olağanüstü bir şeyi zaten çok uzun bir süredir sürdürmeye çalışıyorsun.Normal bir insan bunu yapamaz.Bu kadar güçlü değilsin”

Ellerini yüzüme götürdüm.Nazik olmayı hatırlamama gerek yoktu.Onunla ilgili her şey her an kırılabilirim der gibi bağırıyordu sanki.

“Bunu yapabilirim,bunu yapabilirim” diye mırıldandı.

“Bana hiç de öyle gelmiyor.Peki planın nedir.Umarım bir planın vardır” dedim

Gözlerime bakmayan başını salladı ve “Esmenin bir uçurumdan atladığını biliyor muydun” dedi” “Henüz insanken yani”

“Eeee?”

“Eee’si,ölüme çok yaklaşmıştı onu acile götürmeye bile zahmet etmediler.Doğrudan morgun yolunu tuttular.Carlisle onu bulduğunda kalbi hala atıyordu”

Az önce “kalbimin atmasını sağlayacağım” dediğinde kastettiği buydu

“Bunun üstesinden insan başına gelmeye çalışacaksın” dedim,tepkisizce.

“Hayır,aptal değilim” bakışlarımı yakaladı “Bu noktada kendi fikrin belirmiştir sanıyorum” dedi

“Acil durumlar için vampire dönüştürme (Emergency vampirization)” diye mırıldandım.

“Esme’de işe yaramıştı.Ve Emmett,Rosalie,hatta Edward’da.Hiçbirinin durumu iyi değildi,Zaten Carlisle da onları ya bu ya da ölüm,başka bir seçenek olmadığı için dönüştürdü,insanları öldürmüyor o ,hayat kurtarıyor”

Daha önce hissettiğim gibi,vampir doktor hakkında yine kendimi suçlu hissettim.Sonra bu düşünceyi zihnimden attım,yalvarmaya kaldığım yerden devam ettim.

“Beni dinle,Bells.Böyle yapma.” Daha önce,Charlie’den telefon geldiği anda olduğu gibi,bunun benim için neleri değiştireceğini anlayabiliyordum.Onun ne şekilde olursa olsun hayatta kalmasına ihtiyacım olduğunun farkına varmıştım.Ne şekilde olursa olsun.Derin bir nefes aldım.

“Çok geç olana kadar bekleme, Bella.Böyle yapma.Tamam mı?Sadece hayatta kal.Bunu bana yapma.Bunu ona yapma.” Sesim daha kuvvetli ve daha yüksek çıkmaya başladı.

“Sen ölünce onun ne yapacağını biliyorsun.Bunu daha önce gördün.O İtalyan katillerin yanına gitmesini mi istiyorsun?”

Kanepede huzursuzca kıpırdandı.
Bu sefer buna gerek kalmayacağıyla ilgili kısımdan bahsetmedim tabi.

Sesimi biraz yumuşatmaya çalışarak sordum, “Hani o yeni doğanlarla karşılaştığımız zamanı hatırlıyor musun,bana ne demiştin?”

Bekledim ama cevap vermedi.Dudaklarını mühürledi.

“Bana uslu durmamı ve Carlisle’ı dinlememi söylemiştin” diye hatırlattım ona.

“Ve ben ne yaptım.Vampirin sözünü dinledim.Senin için”

“Yapman gereken bu olduğu için onu dinledin”

“Peki, başka bir neden seç”

Derin bir nefes aldı “Şimdi doğru zaman değil” Karnındaki kocaman yuvarlak şişkinliğe baktı ve fısıldayarak “Onu öldürmeyeceğim” dedi

Ellerim yine titredi. “Aaaa…müjdeyi duymamışım.Hoplayıp zıplayan bir oğlan çocuğu mu?Mavi balon getirseymişim keşke…”

Yüzü pembeleşti.Rengi o kadar güzeldi ki sanki mideme bir bıçak saplanır gibi oldum.Tırtıklı,sivri uçlu ve paslı bir bıçak.

Bunu bir kez daha kaybedemezdim.

“Erkek olduğundan emin değilim” diye itiraf etti,safça. “Ultrason çalışmıyor.Bebeği çevreleyen zar çok kalın.Tıpkı onların derileri gibi.Yani hala gizemini koruyor.Ama hayallerimde hep bir erkek çocuğu var.”

“O içerdeki şirin,küçük bir çocuk değil Bella”

“Göreceğiz” dedi,neredeyse kendini beğenmiş sayılabilecek bir ifadeyle.

“Sen göremeyeceksin” diye homurdandım.

“Çok kötümsersin Jacob. Bundan kurtulabilme şansım var”

Cevap veremedim.Yere baktım, öfkemi kontrol altında tutabilmek için yavaş yavaş ve derin derin nefes almaya başladım, “Jake” dedi ve saçımı karıştırdı,sonra yanağımı okşadı “Her şey düzelecek.Hişş..”

Başımı kaldırmadım. “Hayır hiçbir şeyin düzeleceği yok”

Yanağımdaki ıslaklığı eliyle sildi “Hişşş…”

“Anlaşma ne Bella?” dedim,açık renkli halıya bakarak.Ayaklarım çamurluydu,halıyı kirletiyordu.Güzellll.

“Vampirini dünyadaki her şeyden çok istediğini sanıyordum.Ve şimdi ondan vaz mı geçiyorsun.Bu bana mantıklı gelmedi.Ve ne zamandan beri anne olmak için bu kadar heveslisin.Madem bu kadar istiyordun neden gidip bir vampirle evlendin?”

Mevzu,onun Bella’ya yapmamı istediği teklife tehlikeli bir biçimde yaklaşmıştı.Ağzımdan çıkan sözcükler bu doğrultuda ilerliyordu,onlara engel olamıyordum.

İç geçirdi. “Durum bu değil.Aslında bebek sahibi olmak pek umurumda değildi.Aklıma bile gelmemişti.Bebek sahibi olmakla alakası yok bunun.Bu bebekle ilgili.”

“O bir katil,Bella,kendine bir bak!”

“Değil,katil olan asıl benim.Zayıfım,insanım.Ama bunun üstesinden gelebilirim Jake,yapabilirim…”

“Aaaa… Hadi ama.Kapa çeneni,Bella!Bunları kan emici kocana yutturabilirsin ama beni kandıramazsın.Bu sefer kandıramayacaksın.Bunu yapamayacağını sen de biliyorsun”
Öfkeyle yüzüme baktı. “Hayır,ama endişelerim var,bu doğru”

“Endişe mi?” dedim dişlerimin arasından.

Bir an nefesini tuttu sonra karnını sıkıca kavradı.Öfkem sanki düğmesine basılıp da kapatılmış gibi aniden sönüverdi.

“İyiyim” dedi ,zor nefes alarak “Bir şey yok”

Ama onu duymadım.Elleri,üzerindeki sweatshirt’ü çekiştirmişti ve tenini gördüm. dehşete düşmüş bir şekilde bakakaldım. Karnı,sanki mor-siyah bir boyayla büyük fırça darbeleri atılmış gibi görünüyordu.
Baktığımı gördü ve hemen giysisini düzeltti.

“Sadece çok güçlü,hepsi bu.”dedi,onu savunarak.

Mor noktalar,çürüktü.

Nutkum tutuldu.Edward’ın, “onun Bella’yı incitmesini izlemek” derken ne kastettiğini anladım.Birden bire aklımı kaçırıyor gibi oldum. “Bella” dedim

Sesimdeki değişikliği fark etti, başını kaldırdı,zar zor nefes alıyordu,kafası karışmış gibi bakıyordu.

“Bella,bunu yapma”

“Jake…”

“Beni dinle.Hemen cevap verme.Tamam mı önce bir dinle.Peki ya…”

“Peki ya ne?”

“Peki ya bu tek şansın değilse?Ya kazan,ya kaybetten ibaret değilse,Uslu bir kız olur Carlisle’ın sözünü dinleyip hayatta kalsaydın?”

“Hayır olmaz”

“Dur daha bitirmedim.Böylece hayatta kalırsın.Baştan başlarsın.Bu sefer olmadı.Bir daha denersin”
Kaşlarını çattı.Bir elini kaldırdı ve kaşlarımın birleştiği yere( bir dakika Jacob tek kaş mı yoksa ben mi yanlış anladım neyse) dokundu.Elleri alnımda gezindi ve bir süre dediklerimi çözmeye çalıştı

“Anlamıyorum..Bir daha dene derken ne kastettin? Edward’ın buna izin vereceğini düşünüyor olamazsın?Zaten ne fark eder ki? Eminim her çocuk..”

“Evet” diye sözünü kestim “Ondan olacak her çocuk,aynı olur”

Kafa karışıklığı,yorgun çehresine yansıdı.”Ne?”

Ama başka bir şey söyleyemedim.Hiç bir anlamı yoktu.Onu kendinden korumama imkan yoktu.Zaten buna hiç gücüm yetmemişti.

Sonra birden anladığını fark ettim”

“Ha..Lütfen,Jacob.Bebeğimi öldürüp onun yerine yapay döllenmeyle başka bir bebek mi yerleştireyim.”Sinirden çılgına dönmüştü.”Neden bir yabancının bebeğini isteyim ki?Demek hiçbir farkı yok.Her bebek aynı işi görür yani!”

“Bunu kastetmemiştim.”diye mırıldandım “Bir yabancının bebeği değil”

İleri doğru eğildi, “O zaman ne demeye çalışıyorsun?”

“Hiçbir şey… Her zamanki gibi hiçbir şey demiyorum”

“Nerden çıktı bu?”

“Unut gitsin Bella”

Şüpheyle kaşları çattı. “Sana bunu söylemeni o mu söyledi?”

Tereddüt ettim.Hemen bu manayı çıkarmasına şaşırdım “Yoo..”

“Söyledi, değil mi!”

“Hayır,gerçekten.En azından yapay bilmem ne hakkında hiçbir şey demedi”

Sonra yüzü yumuşadı,ve bitkin düşmüş halde tekrar yastıklara gömüldü.Bana bakmadan konuşmaya devam etti. “Benim için her şeyi yapar,değil mi?Ve ben ona çok acı çektiriyorum.Ama bunu(elini karnında gezdirdi) bir yabancının bebeğiyle değiştireceğimi düşünürken aklından ne geçiyordu” Sonlara doğru sesi azaldı,azaldı.Gözleri nemlenmişti.

“Onu incitmek zorunda değilsin” diye fısıldadım.Edward için ona yalvarıyor olmak,sanki ağzımı bir zehir gibi yakıyordu.Ama bu onu hayatta tutabilmek için elimdeki en iyi şanstı.Yine de 1000’e 1 veriyordu.

“Onu tekrar mutlu edebilirsin ,Bella.Gerçekten aklını kaçırmaya başladığını düşünüyorum.Gerçekten bak”

Dinliyor gibi değildi.Elleriyle karnının üzerinde daireler çiziyordu ve bir yandan da dudaklarını kemiriyordu

Epeyce uzun bir süre geçti.Acaba Cullen’lar, onu mantığa davet etmek için verdiğim acınası çabayı duyabiliyorlar mıydı?

“Yabancı değil?”diye kendi kendine mırıldandı.Korkuyla geri çekildim “Edward sana tam olarak ne dedi?” dedi kısık sesle.

“Hiçbir şey.Sadece bana kulak vereceğini düşünüyordu”

“Hayır o konuda değil.Tekrar denemekten bahsediyorum”

Beni göz hapsine aldı.Zaten hareketlerimle belli ettiğimden emindim

“hiçbir şey”

Ağzı hafifçe açıldı “Wooow”

Birkaç kalp atımlık süre boyunca sessiz geçti.Ayaklarıma baktım,onunla göz göze gelemiyordum.
“Gerçekten de her şeyi yapar,değil mi” diye fısıldadı.

“Sana aklını yitirmeye başladığını söylemiştim.Ciddiydim,Bells”

“Ama neden hemen onu ele vermedin.Başını belaya sokmadın?”

Başımı kaldırdığımda sırıtıyordu.

“Aklımdan geçmedi değil” dedim.Sırıtmaya çalıştım ama gülümseme bütün yüzümü kaplamıştı.

“Sen de benim için her şeyi yaparsın,değil mi?”diye fısıldadı. “Neden kendinize dert ediyorsunuz anlamıyorum.İkinizi de hak etmiyorum aslında”

“Ama hiçbir şeyi değiştirmiyor yine de,değil mi?”

“Bu sefer değil” diye iç geçirdi. “Bunu anlamanı nasıl sağlayabilirim bilmiyorum.Nasıl elime bir tabanca alıp seni vuramazsam-çünkü seni seviyorum,onun hayatına da son veremem(eliyle karnını gösterdi).

“Neden hep yanlış şeyleri sevmek zorundasın,Bella?”

“Öyle yaptığımı sanmıyorum”

Boğazımda düğümlenen şeyi temizlemeye çalıştım,sesimin istediğim gibi sert çıkarmaya çalıştım “Emin olabilirsin” dedim

Gitmek için ayaklandım

“Nereye gidiyorsun?”

“Burada bir faydam yok artık”

“İncecik elini havaya kaldırdı,yalvararak, “Gitme” dedi

Bağımlılığımın beni dibe çektiğini hissedebiliyordum.

“Buraya ait değilim.Geri dönmeliyim” dedim

“Bugün neden geldin?” diye sordu.

“Hala hayatta olup olmadığını görmek için.Charlie hasta olduğunu söylediğinde ona inanmadım”
Yüzündeki ifadeden bunu yutup yutmadığını çıkaramadım.

“Bir daha gelir misin? Şeyden önce…”

“Buralarda kalıp ölüşünü seyredemem,Bella”

Geri çekildi. “Haklısın,Halksın gitmen gerek” dedi

Kapıya doğru yöneldim.

“Güle güle!” diye fısıldadı arkamdan. “Seni seviyorum Jake”

Neredeyse geri dönecektim.Arkama dönüp,dizlerimin üzerine çöküp tekrar yalvarmaya başlayacaktım. Ama Bella’yı bırakmam gerekiyordu,bu beni öldürmeden önce,tıpkı onu öldürdüğü gibi”

“Tabi,tabi” diye mırıldandım çıkarken….

Vampirlerden herhangi birisini görmedim. Motorsikletimi görmezlikten gelip , Çayırın ortasında yalnızca durdum. Şimdi benim kadar hızlı değildi. Babamı heyecanlandıracaktı –ayrıca Sam’i de. Hiç bir şansım olmadan önce Cullen’ların beni düşünecekler miydi ? Beni izliyor olabileceklerini düşünmeden soyundum , ve koşmaya başladım. Uzun adımlarımın arkasından kurda dönüştüm.

Onlar bekliyorlardı. Onlar tabikide.

Jacob , Jake , sekiz ses , ferahlıkla söyledi. Eve gel , alfa sesi , emretti. Sam çok kızgındı.

Paul’un bir soluk aldığını hissettim. Billy ve Rachel’ı biliyordum, bana ne olmuş olduğunu duymayı bekliyorlardı.. Paul onlara iyi haberi vermek için fazla endişeliydi ; vampirlere yem olmadığım hikaye…

Onlara yolda olduğumu söylemek zorunda değildim – Onlar eve hızla koşarken arkamdan bulanık olarak kaybolan ormanı görebiliyorlardı. Benim bir yanımın deli olduğunu söylemek zorunda da değildim. Hastalığın benim başımda olduğu açıktı.

Bütün dehşeti gördüler – Bella’nın benekli karnı , onun yakıcı sesi . O , kuvvetli bütünlük ; Edward’ın yüzündeki yakıcı adam , Onun hastalıklı ve zayıf tenini izlemek… Onu yaralarken görmek , Rosalie , Bella’nın zayıf vücudunun üstüne çömeldi : Bella’nın yaşamı ona hiç bir şey ifade etmezdi - ve kimsenin diyecek hiç bir şeyi yoktu.

Onların şoku , Sadece başımda sessiz bir bağırıştı. Sessizlik…

Her hangi birisi eve varmadan önce ben evin yolunu yarılamıştım. Hepsi beni karşılamak için koşmaya başladılar. Neredeyse karanlıktı – bulutlar tamamen günbatımı kapattı.

La Push’un on mil uzağında keresteciler tarafından açılan yolda karşılaştık. Yolun dışında , iki dağ arasında , kimsenin bizi göremeyeceği bir yerdi. Paul onları buldu, ekip tamamlanmıştı.

Başımdaki gürültü tamamen kaostu. Herkes bağırıyordu.

Sam’in tüyleri , dümdüz yapışıktı. Halkanın üstün lideri, ileri geri yürürken bir yandan da homurdanıyordu. Paul ve Jared , onun arkasında gölge gibi hareket ettiler. Kulakları kafalarının kenarlarına karşı zıt taraftaydı. Bütün halka tedirgindi , ayaklarında , ve alçak derecede patlak veren hırlamalarda…

İlk önce öfkeleri tanımlanmamıştı , benimde onun içinde olduğunu düşündüm.

Bende bunu önemseyenlerden olduğum için üzüldüm. Onlar beni engellemeyecek bütün emirleri verebilirlerdi.

Ve sonra düşüncelerin odaklanmamış bir şekilde kargaşa halinde hareket etmeye başladı.

Bu, nasıl olabilir? O, neyi ifade ediyor ? Ne olacak?

Güvenli değil. Doğru değil . Tehlikeli.

Doğal olmayan. Canavarımsı. İğrenç bir şey.

Buna izin veremeyiz.

Grup şimdi senkronize bir biçimde yürüyordu , senkronize içinde düşünüyordu ,kendi kendine ve diğerleriyle birlikte. Kimin olduğuna bakmadan bir erkek kardeşimin yanına oturdum gözlerimle ve aklımda incelemekten sersemlemiştim ,ve benim yanımda kimin olduğunu gördüm , alfa , bizi etrafında çembere aldı.

Anlaşma bunu kapsamazdı.

Bu herkesi tehlikeye atar.

Düşüncelerimde dönerek kaybolan sesleri anlamaya çalıştım. Onların
düşüncelerinin kıvrılarak yaptığı hareketlerle nereye götürdüğünü izlemeyi denedim , ama hiçbir şey ifade etmiyordu. Düşüncelerinin merkezindeki resimler – onların en kötüsü. Bella’nın çürükleri , Edward’ın yanan yüzü…

Korkuyorlardı da.

Ama bu konuda bir şey yapmayacaktık.

Bella Swan’ı koru

Bizi etkilemesine izin veremeyiz.

Bizim ailelerimizin güvenliği ,ve buradaki herkesin , bir insandan daha önemlidir.

Eğer onlar onu öldürmezlerse , biz zorundayız.

Kabileyi koru.

Ailelerimizi koru.

Çok geç olmadan, onu öldürmek zorundayız.

Hafızalarımdan bir tanesi, Edward’ın sözleriydi: O şey çok çabuk
büyüyor.Bireysel sesleri seçmek için odaklanmaya çalıştım.

Kaybedecek vaktimiz yok , diye düşündü Jared.

Bunun anlamı savaş, Embry temkinliydi. En kötülerinden biri.

Hazır mıyız ,Paul ısrar etti.

Bizim açımızdan bir sürpriz ,diye düşündü Sam.

Eğer biz onları yakalayıp ayrı ayrı bölebiliriz. Bu bizim zafer şansımızı artırır ,Diye düşündü Jared, Stratejiye şimdi başlarız.

Başım ayaklarımın üstünde yavaşça yükseldi. Orda sallandığımı hissettim – çemberde bulunan kurtlar benim başımı döndürmüşlerdi. Yanımdaki kurt ayağa kalktı ve beni omzuna karşı iterek destek verdi.

Bekle , diye düşündüm.

Çember bir titreşim olduğu için durdu ve sonra tekrar yürümeye devam ettiler.

Az zamanımız var, dedi Sam

Ama – Sen ne planlıyorsun? Daha öğleden sonra anlaşmanın kırılmayacağını onlara saldırılmayacağını söylüyordun. Anlaşma hala bozulmamışken , bir saldırı planlıyorsun.

Böyle bir şey bizim anlaşmamızda olan bir şey değildi, dedi Sam.
Buradaki her insan tehlike altındadır.
Cullen’ların ne çeşit bir varlık yarattığını yada beslediğini bilmek zorundayız – o kuvvetli hızlı büyüyen bir şey olduğunu biliyoruz. Ve o her hangi bir anlaşmaya uymak için çok genç, bizim kavga ettiğimiz yeni doğmuş vampirleri hatırla. Vahşice , Şiddetli , Sebep ve sınırlamaların ötesinde …Onun gibi birini hayal et ama Cullen’lar tarafından korunan.
Bilemeyiz – Durdurmaya çalıştım.
Bilemeyiz , kabul etmişti. Ve biz bu konuda bilinmeyenleri şansa bırakamayız. Biz sadece Cullen’ların varlığına izin verebiliriz. Biz kesinlikle onların bir karmaşa neden olmayacaklarına güvene biliriz . Bu … şey güvenilmez.
Bizim yapabileceğimizden daha fazlasını beğenmezler.
Sam , benim aklımdan Rosalie’nin yüzünü çekti , onun koruyucu bir biçimde çömelmesi, ve herkesin görmesini sağladı.
Bazıları onun ne olduğunu önemsemeden kavga etmeye hazırdı.
O yüksek sesle ağlayan sadece bir bebekti.
Jake , arkadaş,bu büyük bir problem, Dedi Quil.
Biz onu görmezlikten gelemeyiz.
Sen bir şeyi göründüğünden daha büyükmüş gibi gösteriyorsun, diye tartıştım. Burada tehlikede olan sadece Bella.
Onun yeniden kendi seçimiyle , dedi Sam. Ama bu sefer onun kendi seçimi hepimizi etkiler.
Ben öyle düşünmüyorum.
Bunu şansa bırakamayız. Bir kan içicinin bizim dünyamızı avlamasına izin veremeyiz.
Sonraya bırakabiliriz ,beni hala destekleyen kurttu bu. Tabi ki de Seth’di.
Ve diğerlerine göz dağı verebiliriz. Eğer kan içicilerden biride bizim tarafımıza geçerlerse, nereyi yok etmeleri planladıkları fark etmez, biz onları yok ederiz. Biz yapabildiğimiz herkesi koruruz.
Bu çılgınca , dedim , bu öğleden sonra sen grubu tehlikeye sokmaktan korkuyordun.

Bu öğleden sonra , ailemin riskte olduğunu bilmiyordum.
Buna inanamam! Bella’yı öldürmeden , bu yaratığı nasıl öldüreceksin?
Hiçbir sözcük söylenemiyordu , ama sessizlik büyük ifadelerle doluydu.
Uludum. Ayrıca o bir insan! Bizim onu korumamız gerekmez mi ?
O , zaten ölüyor. Diye düşündü Leah. Biz sadece süreci kısaltacağız. O, o şeyi yaptı. Ben, Seth’ten diğer tarafa sıçradım. Onun kız kardeşine doğru , dişlerimi gösterdim. Sam’ in dış böğrümdeki diş kesiğini hissetmeden önce , onun sol arka bacağını yakalamak üzereydim. Arkaya doğru sürüklendim. Acı ve öfkeyle uludum.
Dur! Diye Alfanın çift renkli sesi emretti.
Bacaklarımın altında büküldüğünü gördüm. Birden duruşumu çektim ve ince bir iradeyle ayaklarımın üstünde durmak için çabaladım.
Bana doğru bakmayı kesmişti. Sen o zalim olmayacaksın Leah. Onu yönetti. Bella’nın fedası , ağır bir bedeldir. Ve biz bütünüyle bir insanın yaşamını almak için her ne olursa olsun her şeye karşı olduğumuzu biliyoruz. Bir istisna için bunu yapmak , umutsuz bir şeydir. Bu gece yapacağımız şey için yas tutacağız.
Bu gece ? Seth tekrarladı , sarsıldı. Sam – bu konu hakkında biraz daha konuşmalıyız. Büyüklere danış , en azından. Bunun bizim için ciddi ifadesini bilemezsin----
biz şimdi Cullen’lara tolerans gösteremeyiz. Tartışma hiçbir zaman yok. Ne söylüyorsan yapacaksın , Seth.
Seth ön dizleri üstüne katlandı , onun başı , alfanın emrinin ağırlığının altında ileriye doğru düştü. Sam , ikimizin etrafında bir çemberde yürüdü.
Bunun için gruba ihtiyacımız var. Jacob, sen bizim en kuvvetli dövüşçümüzsün. Bu gece bizimle savaşacaksın. Bunun senin için zor olduğunu anlayabilirim , bundan dolayı sen onların dövüşçülerine konsantre olacaksın – Emmett ve Jasper Cullen’ler. Sen karşılaşmak zorunda değilsin … diğer grupla.Quil ve Embry , senle birlikte kavga edecekler.
Dizlerim titredi ;Alfa’nın sesi kırbaçlarken , Kendimi dik bir şekilde tutmaya çalıştım.
Paul , Jared ve ben , Edward ve Rosalie’yi alacağız. Jacob’un getirdiği bilgilere göre , onlardan biri Bella’yı koruyor olacaktır , Carlisle ve Alice yakınlarda olacaklardır , Esme’nin de olabileceğini düşündüm. Brady , Seth ve Leah onlara konsantre olacaklar. Kim güvenli bir sınıra erişirse- o içinden bella’nın adını geçirecek- yaratığı alacak. Bizim ilk önceliğimiz yaratığı yok etmek olacak.
Grup, sihirli anlaşmayla kükredi. Gerilimin etkisiyle herkes sonda kürküyle duruyordu. Yürüyüş daha çabuktu, toprağı yırtıyor olan ayak parmağı tırnakları hafif tuzlu zemine karşı gelen pençelerin sesi hilebazdı.
Bir tek Seth ve ben hala , açılan dişler ve düzleştirilen kulakların fırtınasının merkezindeydik.
Sam’in emirlerinin altında eğilmekten , Sam’in burnu neredeyse , yere dokunuyordu. Ben sadakatsizlikle gelen acısını hissettim. Onun için bu bir ihanetti – Birlik olan bir günde , Edward Cullen’in yanında kavga etmişti, Seth’in gerçek bir vampir arkadaşı olmuştu.
Ama yinede onda hiçbir direnç yoktu. O ona ne derse uyacaktı, başka diğer bir seçeneği yoktu.
Ben hangi seçeneğe sahiptim ? Alfa konuştu ve grup onu takip etti.
Sam daha önce asla onun otoritesini uzağa itmemişti ; Ben , dürüstçe, Bir köle gibi ustasının ayağında olması gibi diz çöküyor olan Seth’i öyle görmekten nefret ettiğini biliyordum.
Eğer o hiçbir seçeneği olmadığına inanmasaydı , bu onu zorlamayacaktı.
Birbirimize aklımızla bağlandığımız zamanlarda , o bize yalan söyleyemezdi. O gerçekten Bella ve taşıdığı canavarı yok etmesi gerektiğinin vazifesi olduğuna ve israf etmesi için hiçbir zamanımız olmadığına inandı, o bunun için ölmesi gerektiğinin yeterli olmasına inandı.
Edward’ın kendisinin bizi orada karşılayacağını biliyordum ; Edward’ın Sam’in düşüncelerindeki tehdidi okuyabilmesi için yeteneği vardı. Sam başka birinin tehlikeyi almasına izin vermeyecekti.
Sam ikinci en büyük rakip olan Jasper’ı gördü ; gruptakilerin içinden dövüşü kazanma şansı en yüksek olan bendim. Bu yüzden onu bana verdi. Daha genç kurtlar ve Leah için en kolay hedefleri verdi. Küçük Alice, onun gelecek görüşü olmadan hiçbiri için tehlike ifade etmiyordu. Ve bizim birlik olduğumuz zamandan Esme’nin bir dövüşçü olmadığını biliyorduk. Carlisle en çok meydan okuyanları olacaktı ; ama onun şiddete olan nefreti onu engelleyecektir.
Sam’in planlarını izlerken kendimi Seth’den daha daha çok kötü hissettim. Bütün ayrıntıları çalışmakla, gruptakilere hayatta kalmanın en iyi şansını verecekti.
İçimdeki her şey dışarı çıkmıştı. Bu öğleden sonra, onlara saldırmak için bir parça sabırsızlanıyordum. Ama Seth haklı çıkmıştı - bu, hazır olduğum bir kavga değildi. O nefretle kendimi kör etmiştim. Bütün olanlara dikkatlice bakmak için kendime izin vermiyordum, çünkü bakarsam ne göreceğimi biliyordum.

Carlisle Cullen. Gözlerimi kaplayan bir nefret olmadan , onu bir katil gibi öldürmeyi inkar edemedim.. o iyiydi. Bizim koruduğumuz insanlar kadar iyi. Belki daha fazla iyiydi. desteklediğim diğerleri de,onlar için bu kadar güçlü hissetmiyordum. onları, O kadar da iyi bilmiyordum. Kendi hayatını kurtarmak bile olsa savunmaktan nefret edecek kişi, Carlisle’ydi. Bu yüzden onu öldürebilirdik – çünkü bizim , düşmanlarının , ölmesini istemezdi.

Bu yanlıştı.

Bu adil değildi.

Çünkü Bella’yı öldürmek kendimi öldürmemi anımsatıyordu, intihar gibi.

Beraber yapacağız, Jacob, Sam emretti. Kabile beraberdir.

Bugün kötü günümdeyim , Sam.

Senin sebeplerinden sonra, şimdi bitirmek için bir görevimiz var.
Kendimi destekledim. Hayır.

Sam hırladı. Önümde yürümeyi durdurdu. Gözlerime dik dik baktı ve derin bir homurtu dişlerinin arasından kaydı.

Evet, Alfa emretti , onun otoritesinin sıcaklığıyla kabaran çift sesi , Bu gece hiçbir mazeret yok.
Jacob, sen bizle beraber Cullen’larla kavga edeceksin. Sen , Quil ve Embry’le beraber, Jasper ve Emmett’in icabına bakacaksınız. Sen kabileyi korumak için mecbursun , bu senin var olma sebebindir. Bunu yapmakla yükümlüsün.

Omuzlarım ,fermanın beni ezmesiyle eğildi. Bacaklarım çöktü ve ben onun(Sam) altındaydım.

Grubun hiçbir üyesi , Alfayı reddedemezdi…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://twilighturk.twilight-vampire.com
 
Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 10(Neden Sadece Çekip Gidemiyorum)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» şafak vaktinin devamı
» şafak saymak çok zor
» Atasözü ve Deyim Çevirileri
» En sevdiğin şarkı ve sözleri?
» Aya Kanno (Otomen)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilight FORUM :: Twilight :: Kitaplar :: Breaking Dawn - Şafak Vakti Kitabı-
Buraya geçin: